Showing posts with label Enerji. Show all posts
Showing posts with label Enerji. Show all posts

Saturday, November 28, 2009

Azeri Yazar Turkce Edebiyyat Kitabi yazdi...




Guzel bir duygu ve inanilmaz bir sevinc...




Kardeslik lafta degil de, isle olursa daha guzel olur,




Iste birileri lafta degil de, ozde kardeslik yapiyor...




Mesela Azeri Yazar Dilaver Sultanov gibi..




Turkce Edebiyat Kitabi Yazdi...




Hadi Bakalim, Turkiye Turklerinden birisi de ciksin, Azeri Turkcesinde edebiyat Kitabi yazsin...




Bilmiyorum kendisi diyor mu? ama, izninizle ben iyi ve guzel anlamda soyliyeyim :)




Hodri Meydan ..... :)

Friday, March 06, 2009

Beklemek...


Samanyolu ekranında Tek Türkiye diye bir dizi var. Belki görmüşsünüzdür. Ya da izlemişsinizdir. Bir insan var, düşünün bir kızı ta liseden beri seviyor. Kalbinde bir yangın var. Kimseye söylemeden o yangını içinde körüklüyor. Belki zaman zaman o ateşin ısısıyla hayallerini suluyor. Istediği sadece o kızla evlenmek. İşte bir gün adam için tüm belirtiler ölümü işaret ederken, kız çıkıp geliyor, adamın baş ucuna. Gencin yüzündeki o mutlu ifadeyi görmek çok etkileyiciydi. Yanmak, yakılmak, pişmek, kavrulmak, kaynamak ama asla kelimelerin içinden geçenleri anlatamayacağını bilerek, yıllarca beklemek. Insanların içinde, toplumun orta yerinde görünerek sır olmak. Yönetmeni tebrik ediyorum, o sahneyi çok iyi işlemiş...

Türkçede yer almış, kendi itibarını kazanmış, asaletli sözleri çok severim. Bir çok edibin yaptığı gibi kelimelerin muhitinde dolanıp durmak, onlara asılmak, onlarla hasbıhal etmek çok hoşuma gider. Büyük adamları hep böyle taklit etsem, bir gün ben de büyük adam olurmuyum acaba?))). Mesela, somnambül kelimesi; uyurgezer anlamına geliyormuş. Çok hoş bir kelime olduğunu düşünüyorum. Muadele mesela, denklem demekmiş. Cebri muadele mesela, bir matematik denklemi anlamına geliyor. Ahmet Hamdi Tanpınar cebri muadele demiş, çooook hoşuma gidiyor, bu kelimelerin güzelliği.

Dünyada ekonomik kriz var, malum aliniz efendiler, hanımlar ve cenaplar. Japonya`da kriz kelimesi geçtiğinde 30 – 35 bin kişi intihar ediyormuş. Yani krizin anlamı yabancılar ve türkler için farklı terkiplerden meydana gelmiş. Türkiye`de cemiyetin kendi bünyesinde var olan bir dayanışma var. Insanlar bir birlerine yardımcı olmayı önemsiyorlar. Bireyselcilik, Batı`da azgın zalim gibi gezerken, doğuya uğramayı zaman zaman ihmal ediyor. Eğer şer odakları Türkiye`yi karıştıramazlarsa, eminim, Türkiye bu krizden güçlenerek çıkacaktır. Eskiden bize şöyle bir atasözü öğretmişti eğitim sistemimiz: “Başgasına quyu qazan, qazdığı quyuya özü düşer”. Kutsal kitabımızda, bununla alakalı ayet var sanırım. Allah, tuzak kuranların tuzaklarını, kendi başlarına yıkar diye. Insanoğlu, zaman zaman dünyada var olan hadiseleri, gerçekleri ilahi izlerden arındırma gafletinde bulunur. Ama buna ne kadar çaba gösterse de o izler orada duruyor. Işte bu topraklarda, yetmiş yıllık düzenin desteklediği ateizme rağmen, ilahi izler her tarafımızı sarıp sarmalamıştı. Sadece biz onlara o bakış açısından bakamıyorduk.

Geçen günlerden birisinde, TV de Jacky Chan `i izledim. Sunucu, “Siz gezilere giderken, yanınıza iki çorap alıyormuşşunuz. Kirlendiği zaman birisini kendi elllerinizle yıkayıp, kurutup, giyiyormuşsunuz. O kadar paranız var, niye kendinize birden çok çorap almıyorsunuz?”. Jacky Chan, bu soruya enteresan bir cevap verdi. “ Bunun zengin olup olmamakla alakası yok. Bu, öz disiplinle alakalı bir şeydir” dedi. Doğrusu, etkilenmedim değil. Iradelerinin hakkını verebilen insanları takdir etmenin ayrı bir mutluluğu var içimde.

Beyin uzmanı adam diyor ki, kitaplar hep aynı renk ve aynı tarzda yayınlandığı için, beynimiz monotonluktan yoruluyor ve kitapları okumak çileye dönüşüyor. O bakımdan, bugünlerde kitapları hep ucu yumşak, renkli kalemlerle çizerek okuyorum. Kitaplarım renkli renkli olmuş o yüzden... )))

Televizyon önünde geçen zamanıma acıyorum. Perşembe günleri, işte çok yoruluyorum. Bu bakımdan, eve geldiğimde, televizyonun karşısında oturup kalıyorum öylece. Bir tek perşembenin özrü var, televizyon izleme konusunda. Yani kendime sadece o gün televizyon izleme konusunda haklılık payı kazandırabiliyorum. Insanoğlu kendini kandırmaya ne kadar da istekli...(((

Selamlar, sevgiler...

Thursday, February 19, 2009

Ayıptır Söylemesi







İşimiz eğitim olunca, yaptığımız faaliyetler de eğitimin farklı tatları arasında arzı endam etmektedir. Bu bağlamda, Azerbaycan`ın üç şehrine yapılacak bir gezi teklifi bana iletilince zevkle kabul ettim. Program`da Şeki, Gah (Gax) ve Zagatala`ya gidilecek ve orada üniversiteye hazırlanan öğrencilerle görüşülecekti. Bana da motivasyon eğitimi görevi düştü. Yaklaşık üç yüz cıvarında üniversiteye hazırlanma aşamasında olan öğrencilere yönelik bir motivasyon eğitimi hazırladım apar topar. Bunun lütuf olduğunun farkındaydım. Çünkü ilahi irade, kısa bir zamanda çok insanın hayatına müsbet anlamda katkı yapma imkanı sunmuştu bana. İlk durağımız, Şeki oldu. Şeki`nin ismini bugünlerde yeteri kadar duyduğunuzdan eminim. Çünkü Azerbaycan`ın dahi şairi Bahtiyar Vahapzade Şeki doğumlu. Kendisine Allah`tan rahmet diliyorum. Bahtiyar Vahapzade, bana sanki Necip Fazıl Kısakürek`in kardeşiymiş gibi geliyor. İkisinin de yüzlerinde çilenin fırça izlerini çıplak gözle bile görmek mümkün. Her ikisi de fikir çilesi çekmenin asaletini çehrelerinde gururla taşıyorlardı. Umuyorum ki, bu yazı, Türkiye`li kardeşlerimizi Bahtiyar Vahapzade hakkında daha geniş araştırma yapma merakı uyandırsın.

5 – 6 – 7 – 8 Şubat 2009 Perşembe`den Pazar`a Azerbaycan`ın bu güzel bölgelerini ziyaret etmiş olduk. 5 Şubat günü Şeki`deydik. Öğleden sonra öğrencilere eğitimle ilgili sunumlarımızı yaptıktan sonra yol yorgunluğuyla dinlenirken acıktığımızı ve akşam yemeğı için bir şeyler yapmamız gerektiğini farkettik. Saat oldukça geç olmasına rağmen Şeki`de ünlü mekanlardan birine doğru yola koyulduk. Azerbaycan`da ismi `Piti` olan çok özel bir yemek yiyecektik. Fotoğraflarda görüyorsunuz. Piti, et ve kuyruk yağıyla 17 saatte pişiyormuş. Tabi biz acemi olduğumuz için kendimizce yöntemler icat ederek Piti yi yemeğe çalıştık. Sağolsun, garson, zamanında yetişti ve bizi yapmak üzere olduğumuz vahim bir hatadan ))) son anda döndürdü. Evvela, yağlı kısımların uzun süre etle sarmaş dolaş kaynaması sonrasında oluşan suyu tabağınıza önceden doğradığınız ekmeklerin üzerine döküyorsunuz. Ekmekleri bu kesif yani yoğun et suyunda ıslatıp yedikten sonra sıra etleri yemeğe geliyor. )))

Resimde de görüldüğü gibi, Piti, özel bardak gibi kapta geliyor. Hani Türkiye`de nasıl ki, kiremit köfte kiremit tabakta gelir, burda da öyle. Ben hemen etleri yağlı kısımda ayırıp yemek için yelteniyordum ki, garson bey, hata yaptığımı Şeki insanına ait o güzel ve tatlı üslüpla anlattı. Sonra da nasıl yememiz gerektiğini bize uygulamalı olarak gösterdi. Etlerle yağları, ezerek birbirine karıştırdı. Sofrada çok güzel salatalar ve aperatif yiyecekler vardı. Sofra gerçekten muhteşemdi. Nihayet, beyaz yağların etlere tamamen hopturulduğu bulamaç olmuş bir yiyecek ortaya çıktı. Ve inanmayacksınız ama, yağ yiyemeyen ben, o yiyeceği yedim. Sanırım, terkibi aşırı besin değeriyle zenginleştirilmiş bir yemek yemişim. ))) Gece sabaha kadar uyuyamadım desem yeridir. Sabah uyandığımda hala acıkmamıştım. Böylece, Azerbaycan mutfağında bir tadı daha tanımış oldum. Masada duran içecekler ise, kalsiyumu magneziyumu yüksek olan dağlardan akıp gelen mineral su.

Bu arada, ayı resmini nerede bulduğumu merak ediyorsanız hemen söyleyeyim. Yolda gelirken, bir dinlenme tesisinde çay içelim dedik. Işte bu dinlenme tesisinde onu görünce çok şaşırdım ve bir kaç kez fotoğrafını çekdim.

Bunun dışında, Azerbaycan`ın Gah ve Zagatala şehirlerinin harika yerler olduğunu da görmüş oldum. Her iki şehir çok düzenli ve temiz. Dağ havasını insanı resmen dinlendiriyor. Şehrin gürültüsünden çok uzaktasınız. Kulak tırmalayan hiç bir ses yok. Öyle rahat bir uyku çekiyorsunuz ki. Yorgunsanız bunun ismi, deliksiz uyku oluyor. ))) Gah`ta insanların mantalitelerinin ise çok yüksek seviyede olduğunu gördüm. Şöyle ki, Türkiye`de, elektrik borcunun ödenmesi konusunda çok sıkıntı yaşandığı hepimizin malumu. Gah`ta elektrik faturasını ödeme yüzdesi 94. Yani Gah`ta yaşayan her 100 insandan 94`ü borcunu düzenli ödemektedir. Gah, turizm konusunda da çok ileri düzeyde. Dağların koynunda, sessizliğin kucağında bir belde. Şehrin dağlar olan kısmına geçtik, soğuktan donuyorduk, geri şehir merkezine geldik, hava çok ılımlıydı. Böyle iki farklı hava durumunu aynı anda size sunabilen bir yer. Yazın bile, geceleri soğuk olabiliyormuş. Seminerimize katılan öğrencilerin davranışlarında da dağ havasının ve sağlıklı ortamın onları nasıl zinde tuttuğunu açıkça gördük. Öğrenciler gülerken ve bizi alkışlarken adeta salonu inletiyorlardı.

Son bir not: yazının başlığı neden `Ayıptır Söylemesi` ? Biliyorsunuz, Türkiye`de insanlar bir şeyler yediklerine dair hikayeleri başkalarına naklederken, söze hep `Ayıptır Söylemesi` gibi bir izin ve özür cümlesiyle başlarlar. Bizim burda yaptığımız da bu müstesna ananeye sadık kalmaktır. Bu yazıyla birlikte, yemekleri anlatan blog kardeşlerimizin reytinginden azcık çalmış olduysak, böylece sürçü reyting yaptıysak affola. )))

Selamlar, sevgiler...!












Thursday, November 29, 2007

Friday, November 02, 2007

Azerbaycan’da enerjı ve telekom

Azerbaycan petrol ve doğal gaz bakımından zengin olduğu için bu ürünlerin kullanımı hayli ucuz. Kaldığım büyük bir yerleşim alanında, (şehre otobüsle 25 dakika, özel araçla 12 dakika uzaklıkta olan bir yer) elektrik enerjisi için para ödenmiyor nerdeyse. Türkiye’deyken insanlar Azerbaycan ve Türkmenistan’da elektriğin ve telefonun ücretsiz olduğunda bahsettiklerinde inanmamıştım. Ama sanırım, artık inanmaya başladım. Kaldığım yerde insanlar aylık 15 manat veriyorlar ve istedikleri kadar elektrik kullanıyorlar. Yani ücret sabit, ama kullanım sınırsız. Kur 1 Türk Lirası = 0,719 manat olduğu için, yani 1 lira verip ancak 0,719 manat alabiliyorsunuz. Hesaplama yaparsak, bu 20, 86 liraya denk geliyor. Sınırsız elektik kullanımı için bence gayet ucuz bir fiyat. Şimdi yeni yeni sayaç uygulamasına geçiliyor. Yani böyle bir uygulamanın sonsuza kadar sürmesini kimse bekleyemezdi zaten. Devlet organizasyon yapmış, ve şimdi elektrik sayaçları tek tek müstakil evlere takılıyor. Burda insanlar arasında en çok beni rahatsız eden şeylerden birisi de israf. Bu bakımdan sayaçların takılmasını takdirle karşılıyorum. Türkiye’den gelen alışkanlığım, elektrik konusunda tasarruflu davranıyordum, sayaç takıldıktan sonra benim için fark eden bir şey olmayacak. Ama sanırım, elektriği kısıtsız şekilde almaya alışmış kullanıcılar için çok zor olucak bu yeni durum.

Şehir içi telefon görüşmeleri konusundaki fiyatlar daha şaşırtıcı. Eğer sadece şehir içi konuşma yapacaksanız, telefonu sınırsız bir şekilde kullanabilirsiniz. Yakın zamana kadar Azerbaycan’da bir aylık sınırsız telefon görüşmesinin bedeli 0,60 manat ( 0,60 / 0,719 = 0,83, yani 83 YKR), şimdi tabi telefon fiyatlarına zam geldi ve aylık ödenen miktar 2 manata çıktı, bu da 2,78 Lira yapıyor. Bilmiyorum, Eskişehir’de ve Türkiye’nin başka bir yerinde, mesela Çorum’da, Antalya’da, Afyon’da, Aydın’da, Kütahya’da, Gaziantep’te, Kayseri’de, İstanbul’da, vb... olan arkadaşlar, acaba hesaplama yapıp söyleyebilirler mi? “Türkiye’de bir aylık sınırsız şehir içi görüşmenin bedeli ne kadardır?”

Doğal gaz konusunda bir arkadaşımın söylediklerini sizlere aktarınca çok şaşıracaksınız. Eskiden SSCB zamanında, Azerbaycan’da doğal gaz ücretsiz, tabii... İnsanlardan bazıları doğalgazı açıyorlar ve hiç söndürmüyorlar. Gerekçe, kibrit israf olmasın diye. : ) Neden çünkü kibrit, parayla satılıyor, ama doğal gaz parayla satılmıyor. Burada şimdi de doğlaz gazı Türkiye ile karşılaştırıldığında ucuz olduğunu söylemek mümkün. En çok 50 dolar ödersiniz, o da kış aylarında ısınmak için kullanıldığından dolaryı. 1 dolar = 0,8489 AZN (Azerbaycan manatı) olduğu için 50 dolar (50 *0,8489) 42 manat yapar bu hesapla. Elli dolar , 1 dolar = 1, 1757 ise 50 * 1,1757 = 58 YTL yapar. Yani 60 YTL deyin. Eskişehir’de 100, 120 hatta 190 Lira gelen aylık yakıt paralarını hatırladığımda bu rakam iyi gibi geliyor. Çok rakamsal bir yazı oldu ama, yapacak bir şey yok.

NOT: Azerbaycan’la Türkiye arasında 2 saat saat farkı var. Yani mesela şu anda Cumartesi 10:29, ben bu yazıyı kaleme alırken, Türkiye’de saatler 08:29, sizlerden bir çoğunuz, tembel tembel yatıyor olabilirsiniz. : ) Azerbaycan’da insanlar Yaprak Dökümü Kurtlar Vadisi, Beşinci Boyut, Yeşeren Düşler gibi sevilen dizilerin yeni bölümlerini izlemek için eğer dizi TSİ ile 20:00 ‘de başlıyorsa, Azerbaycan saati ile, 22:00’ye kadar bekliyorlar. Maçların olduğu zamanı düşünmeye gerek bile yok. Mesela Şampiyonlar ligi maçlarını izlemek isteyen arkadaşların bazılarının gece saat dörtlere kadar ayakta olduğunu görmek mümkün.